"Direkt ithalat" pek çok etikette yazıyor. Peki bu tam olarak ne anlama geliyor — ve neden önemsemelisiniz?
Klasik market zeytinyağı genelde birçok aşamadan geçer: üretici kooperatifi, dolum tesisi, toptancı, ithalatçı, merkez depo, mağaza. Her aşama zaman ve kâr payı alır — ve menşeini takip etmeyi zorlaştırır. Sonunda etikette çoğu zaman sadece "AB ülkeleri karışımı" yazar.
Zeytinyağımız, Kader Kayihan'ın doğrudan çalıştığı Mudanya'daki bir üretim ortağından geliyor. Aracı yok, anonim toptancı yok. Presten çıkan yağ doğrudan Almanya'ya ihraç ediliyor.
Daha az aşama demek, sıkımdan şişeye kadar geçen sürenin kısalması demek. Zeytinyağı zamanla aromasını kaybeder — bu, ne kadar iyi saklanırsa saklansın değişmeyen bir gerçek. Kısa yol, doğrudan bir tazelik avantajıdır.
Çok aşamalı tedarik zincirlerinde, satış fiyatının önemli bir kısmı aracılarda kalır, üreticide değil. Direkt ithalat otomatik olarak "daha ucuz" demek değildir — ama fiyatın daha büyük bir kısmı, asıl emeğin harcandığı yere, hasat ve sıkım aşamasına ulaşır.
Pratik bir sonuç: hasat, parti ya da teslimat hakkında bir sorunuz olduğunda Keby'de doğrudan bir muhatap var — üç ülke sınırından geçen bir çağrı merkezi değil.
Güvenilir üreticiler; somut üretim bölgesini ya da işletmeyi, hasat yılını ve mümkünse rapor numaralı bir laboratuvar analizini belirtir. Sadece "direkt ithalat" sloganı, kanıtlanabilir bilgi olmadan bir uyarı işaretidir.
Zeytinyağımız doğrudan Mudanya'dan, Marmara kıyısından geliyor — aracısız, %0,33 laboratuvar onaylı asit oranıyla.