Zeytinyağlı yemekler, mutfağımızın belki de en sakin ama en köklü köşesi. Sıcak değil, ılık ya da soğuk servis edilen, sabırla pişen, zeytinyağının kendi tadına güvenen bir gelenek.
"Zeytinyağlı" tabir edilen yemeklerde et yoktur, ana lezzet kaynağı bol miktarda zeytinyağı ve sebzelerin kendi suyudur. Genelde ılık ya da soğuk yenir, bu da yazın ve iftar sofralarının vazgeçilmezi yapar.
Patlıcanın içine soğan, sarımsak ve domatesle hazırlanan harcın doldurulup bol zeytinyağıyla ağır ateşte pişirilmesiyle yapılır. Adının hikâyesi kadar, sabırla pişirilmesi de önemlidir — acele edilirse patlıcan istenen kıvamı almaz.
Taze fasulyenin soğan, domates ve bolca zeytinyağıyla kendi suyunda pişirildiği bu yemek, en sade ama en çok özlenen tariflerden biridir. Sırrı, fasulyeyi acele ettirmeden, kısık ateşte pişirmekte.
Asma yaprağına sarılan pirinçli iç harcı ya da zeytinyağlı barbunya, sabırlı bir mutfağın ürünüdür. İkisi de soğuduğunda daha da lezzetlenir — bu yüzden bir gün önceden hazırlanmaları önerilir.
Almanya'da yaşayan bizler için zeytinyağlılar sadece bir yemek değil, bir hatıra. Doğru zeytinyağıyla yapıldığında, o sofra hissi kilometrelerce uzaktan da olsa geri geliyor.
Bu tariflerin hepsinde zeytinyağının kalitesi doğrudan tatta hissedilir — bizim önerimiz her zaman soğuk sıkım, filtresiz bir yağ.